Gazeteci, Okur, Yazar İşleri
Ben aslında yazar olmak istiyordum

Ben aslında yazar olmak istiyordum

FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN
FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

Emin Alper… Yönetmen, akademisyen ve edebiyat düşkünü. Hatta öyle düşkün ki sinemaya gönül vermeden önce hayalinde edebiyatçı olmak, romanlar yazmak varmış. Söyleşinin başında geçen haftalarda yayımlanan Yüksel Aksu söyleşisinden konuşuyoruz. Alper “O zamanlar üniversite yıllarım, kitaba yatıracak param yok. Yüksel  Abi’yle bir kitapçıya girmiştik, o bayağı bir kitap aldı, bende para yok, kenarda duruyorum, bana sen de istediklerini al dedi. Böyle çok kitap ısmarlamışlığı vardır…”

O anlatırken ben de salondaki kitaplığın önünde karıştırmaya başlıyorum. Ülkelere göre tasniflemiş kitaplarını. Üst raflarda Rus romanları, onları takip eden İngilizler, Almanlar, Fransızlar… E tabii ağırlık Türkçe edebiyatta. Dikkatimi ilk çeken kitapların çoğunun sahaflardan alınmış olması. Yeni baskı edebiyat pek yok. Çoğunluğu klasik Türkiye edebiyatı.  Knut Hamsun’ın Açlık kitabını görüyorum. Küçük boy Varlık Yayınları baskısı. İlk sayfasında “Emin’e sevgilerimle, 1988” yazıyor. “Kim hediye etti” diye soruyorum, “Eniştem. Benim okur kimliğimin oluşmasında katkısı büyük” diyor ve başlıyoruz…

Nasıl başladı okur Emin Alper’in hikâyesi?
İlkokuldan beri çok okuyordum ama pek bilinçli olduğu söylenemez. Ermenek’te oturuyorduk o zamanlar. Ben kasabanın kütüphanesine giderdim, kütüphane müdürü bana sürekli Kemalettin Tuğcu verirdi. Tabii ben salya sümük ağlayıp kendimden geçiyorum. Öğretmen bir akrabamız bir gün bana “Sen ne okuyorsun bakayım?” dedi. Ben de böbürlenerek “Kemalettin Tuğcu” dedim. Kadıncağız telaşla “Bu yaşta okunur mu o” dedi ve annemle konuştu. Sonra rehber eşliğinde okumaya başladım…

Kimdi rehberler?
Kuzenlerim çok okurdu, onlar yönlendirmiştir beni. Annem halamın eşini yani, eniştemi aradı. Eniştem Ankara’da  Danıştay’da hâkimdi. Müthiş bir okurdu, çok zengin bir kütüphanesi vardı. Bana çok kitap hediye etmiştir. Her geldiğinde paket paket kitap getirirdi hatta bir süre kendi kütüphanesinden koli koli kitap göndermeye de başladı.

Neler mesela?
Onun kütüphanesi 50’li ,60’lı yıllarda çıkmış kitaplarla doluydu. En çok da Varlık Yayınları’nın kitapları vardı. Ben klasikleri öyle okudum. O sürekli yolluyor, ben de sürekli okuyordum. Jules Verne, John Steinbeck, Reşat Nuri Güntekin, Dostoyevski, Tolstoy, Faulkner gibi yazarların hastasıydım.

Okurken kafanda görselleştirip ben bunu filme şöyle çekerim diye hayal kuruyor muydun?
O zaman sinema hayalim yoktu. Üniversite yıllarına kadar yazar olmak istiyordum. Faulkner okuyorum mesela, “Yazacaksan böyle yazacaksın” diyorum.

Ama sinema ağır bastı…
Hikâye okumayı da anlatmayı da çok seviyorum. Mesela kasabadayız, bir roman okumuşum. Birini yakalayıp “Süper bir roman okudum” diye başlayıp anlatırdım. Hem öyle bir anlatırdım ki ben de eklemeler yapardım. Daha sonraki yıllarda okurken bunun filmini çeksem şöyle çekerim diye hayal kurardım ama bir taraftan da “Bu romanın filmi çekilir ama romanı gibi olmaz” diye de düşünürdüm. Hiç öyle bir merakım olmadı.

Uyarlamasını izleyip de sevdiğin hangi filmler var?
Uyarlamasını izleyip “film romandan daha iyi olmuş dediğim” hiçbir şey yok. Ama Yetenekli Bay Ripley uyarlaması kitabından daha iyi olmuş diyebilirim. Mesela Stanley Kubrick çok severim. Nabokov’un Lolita romanını uyarladı biliyorsun. İzlediğim zaman şoke olmuştum. Bir kere Kubrick’in filmindeki kız Lolita değildi.

“Çağdaş edebiyatta çok zayıfım”
Ben bu arada yine meraklı meraklı kitaplara göz atıyorum. Kemal Tahir, Adalet Ağaoğlu, Abdülhak Şinasi Hisar’ın sıra sıra eskimiş, epey bir yıpranmış eski baskı kitaplarını görüyorum. Çoğunda hangi yılda satın alındıkları ve Alper’in ismi var. Edebiyat başvuru kitapları da epey fazla. Berna Moran’ın Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış serisi ve edebiyat tarihi kitapları var. Yazarlar ve dönemleri üzerine incelemeler de cabası. Hepsi çok güzel ama dikkatimi çeken şey günümüz çağdaş edebiyatına dair kitapların az oluşu…

Kitaplıkta Türkiye ve dünyadan klasikler çok, başvuru ve tarih kitapları çok ama Çağdaş Türkiye edebiyatına dair çok az kitap var…
Çok zayıfım ben o konuda. Belki de eniştemin mirası, ben hep klasikçi oldum. Sahaflara gider hep eski ve klasik yazarların kitaplarını ararım. Eski Varlık Yayınları’nın kitaplarının arkalarında uzun uzun listeler olurdu. Çıkan diğer kitapları diye. Ben o kitapların peşine düştüm. Çağdaş Türk edebiyatını çok az takip ettim onlar da hep arkadaşlarım.

Kim mesela…
Barış Bıçakçı, Kerem Eksen diyebilirim…  Bunlar dışında İhsan Oktay Anar var. Bir de benim okumam lazım dediğim bir listem var. Hasan Ali Toptaş var, Sema Kaygusuz gibi isimler var. Ciddi bir zaman baskısı var. Gittikçe titizleniyorum okuyacağım kitaplarda. Çok konuşulan birileri olduğunda tanıdıklarımı arayıp soruyorum. En son çok konuşulanlardan Selim İleri’nin Mel’un romanı var, okuyacağım onu da. Bir de çok fazla kitap basılıyor takip edip yakalayamıyorsun.

Meraklısına Emin Alper’den tavsiye
Söze “Ben galiba biraz sağlamcıyım” diye devam ediyor Alper. Eniştesinden ona kalan klasik alışkanlığı da var tabii. “Önce mutlaka okumam gerekenleri okuyayım diğerlerini sonra okurum” diyor. Tabii bu arada yıllar önce okuduğu klasiklere yeniden eli gitmiyor değil. “Mesela Açlık romanı” diyor ve devam ediyor: “Ben Açlık’ı 14 yaşındayken okudum. Bir macera romanı gibi bu adam açlıktan ne zaman kurtulacak diye okudum. Yıllar sonra kitabı yeniden elime aldığımda bambaşka bir şey okudum. Aynı şekilde Anna Karenina mesela… İlk okuduğumda çok sıkılmıştım. Şimdi yeni baskısı elimde ve Tolstoy kitaplarına yeniden başladım…”

Polisiye de seviyor Alper. Agatha Christie diyor ilk. Sonra Ruth Rendell ve polisiye kurgusu olan klasikleri de ekliyor. Bir de Bustos Domecq diyor. “Hiç duymadım” diyorum. Hemen kitabı getiriyor. Kitabın adı: Don Isidro Parodi’ye Altı Bilmece. 1993 yılında Türkçede yayımlanmış. Benim tanımadığım Bustos Domecq kitabın asıl yazarları Jorge Luis Borges ve Adolfo Bioy Casares’ın kullandığı takma adıymış. “Çok güzel kitaptır. Has edebiyatla has polisiyenin zirve yaptığı, harika karakter analizlerinin olduğu müthiş bir yapıt.” Bu da okur Emin Alper’den bizlere tavsiye…

RADİKAL KİTAP

Kimdir?

1979. İstanbul. Ağırlıklı olarak kültür- sanat alanında gazetecilik yapıyor. Yayımlanmış üç kitabı var.

Sosyal Medya