Gazeteci, Okur, Yazar İşleri
Değerbilmezliğimiz sürüyor”

Değerbilmezliğimiz sürüyor”

 

M. Sadık Aslankara “Ömürdeğer”de, kahramanı Mutlu Varlık Tunçoku’yla bir yaşam sorgulamasına girişiyor. Edebiyatımızın ünlü 1950 kuşağından bir karakter olarak çizilen Tunçoku’yu ve o dönemi M. Sadık Aslankara ile konuştuk…

Siz uzun zamandır yazıyorsunuz. Sahi kaç yıl oldu?
İlk romanım 1989-90’da görücüye çıkmıştı, yirmi beş yıl önce: “Kör Memdali’nin Çınar Ağacı”. Yayımlamadım ama ödüllendirildiği için anmak zorundayım...

Kırk yaşıma geldim ve dünyanın delirmiş olduğunu fark ettim

Kırk yaşıma geldim ve dünyanın delirmiş olduğunu fark ettim

FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

Bir televizyon yıldızı kadından boşanıp, evinde televizyonu olmayan bir kadına âşık Devrim. Üstüne üstelik de Türkiye halkı tarafından da lanetlenen bir erkek. Çünkü boşandığı Rosa kanal kanal dolaşıp “Beni aldattı” diyerek gözyaşlarına boğuluyor, reytingler Rosa’yı gösteriyor. Tüm ülkenin meselesi Devrim’in nasıl da sefil ve acımasız bir erkek olduğu artık. Magazin programları, gazetelerin birinci...

Ülkenin kalbi kırık olmamalı

Ülkenin kalbi kırık olmamalı

“Haklar; bir dudağı yerde bir dudağı gökte haremağalarının, kem gözlerden saklı tuttuğu saray gözdelerine benzeyen haklar!” diyor Sevgi Soysal. Anlamaya çalışıyor, anlatıyor anladığını, anlamadığını ve tüm bunlarla olan çabasını. 1970’ler. Memleketin havası başka… Başka dediysem, muktedirlerin ismi başka… Cezaevleri dolu, politikacılar yine kürsülerde, yoksul yine yoksul, zulüm inmiyor tepelerinden. Kadının hakkı var ama yok. İşçinin...

‘Yazmak bir çıkış yolu değilse başka nedir?’

‘Yazmak bir çıkış yolu değilse başka nedir?’

Sylvia Plath denince akla ilk gelen eserlerinden önce hep intiharı oldu şüphesiz. Ve tabii şair eşi Ted Hughes’la olan ilişkisinin onu nasıl yaraladığı… Birçok “hassas Plath okuru” için Hughes, Plath’ın o son seçiminin mimarı gibidir. Aslında iyi bir şair olan Hughes’un Plath sicili kabarık. Türkçede de yayımlanan Doğum Günü Mektuplar’ındaki o şahane, aşk dolu cümleler...

Yazına gereksinim duymayan bir toplum ancak zombiler toplumu olabilir

Yazına gereksinim duymayan bir toplum ancak zombiler toplumu olabilir

Eleştirel denemeleriyle günümüz edebiyatına derin bakışlar getiren, inceleyip yorumladığı yazarlar ve kitaplarla kendi kanonunu oluşturan Oğuz Demiralp’in yeni kitabı “Okuya Yaza Geçiyor Ömür, Bitmiyor Kitap” okuyucu karşısında. Demiralp bu kez birbirinden bağımsız yazılarını ve metin değeri taşıyan soruşturma yanıtlarını bir araya getirmiş. Her zaman olduğu gibi Demiralp’in bu çalışmasında da derin bir okuma evreni var....

Çağanoz diye biri hepimizi öldürecek

Çağanoz diye biri hepimizi öldürecek

Cemil Kavukçu birkaç yıl önce Bora Abdo için kaleme aldığı yazısını, “Bundan sonra neler yazacağını merak ettiriyor” diye sonlandırmıştı. Dikkat çekiyordu ve asıl önemlisi ilk kitaptan sonra neler olacağıydı. Şimdi “Beni Unutma Dörtlemesi”nin ilk kitabı Bizi Çağanoz Diye Biri Öldürdü’yle yeniden okurun karşısında Abdo. Tuhaf bir ritmi olan, dağınık, çekici ve karanlık bir kitap. Anlatması biraz...

Niyetim bozuk…

Niyetim bozuk…

Soljenitsin’in “Edebiyat, deneyimlerin yadsınmaz özünü kuşaktan kuşağa aktarır. Böylelikle bir ulusun yaşayan belleği olur” sözünü düşündüğümüzde Adalet Ağaoğlu’nun “Dar Zamanlar” serisinin zamanında tam da bunu yaptığını ve şimdi Dert Dinleme Uzmanı’yla kaldığı yerden devam ettiğini görüyoruz. Evet, günlerdir her yerde “On sekiz yıl sonra yeni roman” başlığıyla veriliyor haber; Adalet Ağaoğlu, on sekiz yıl sonra, 85...

Kimi zaman yazılan her şeyin bir tür mektup olduğunu düşünürüm

Kimi zaman yazılan her şeyin bir tür mektup olduğunu düşünürüm

Murat Gülsoy’un yeni romanı “Gölgeler ve Hayaller Şehrinde”, 1908’de Paris’ten İstanbul’a, yolcuları arasında Prens Sabahattin’in yıllar önce sürgün edilen babasının tabutunun da olduğu bir gemide başlıyor. Franck Chausson ya da gerçek adıyla Fuat Chausson’un Doğu ile Batı arasında kalmışlığının hikâyesi bu. İntiharla deliliğin ve biraz da Osmanlı’nın son dönemlerindeki kargaşanın, “Hasta Adam”ların ve belki de “akıl”...

İzmir eşittir Feyza Hepçilingirler’in gençliği

İzmir eşittir Feyza Hepçilingirler’in gençliği

FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

İzmir Kitap Fuarı bu yıl İzmir’le özel bir bağı olan Feyza Hepçilingirler’i Onur Konuğu olarak ağırlıyor. Türkçe üzerine yazdığı denemeleri ve günlüklerinin yanı sıra öykü kitapları ve romanlarıyla da tanıdığımız Hepçilingirler’in yazarlık hayatında İzmir’in payı büyük. İşte o hikâyeyi, İzmir’in çağrıştırdıklarını ve kaçınılmaz meselemiz Türkçeyi, Gezi Parkı direnişinden medyaya ve siyasetçilerin diline kadar...

Bizim bu çocuklara borcumuz var

Bizim bu çocuklara borcumuz var

FOTOĞRAF: BİRHAN KESKİN

Gidiyor Hayriye. Babasının “Bitirgen”i; 18 yaşında, o soğukta, kent daha uyanmamışken, 18 yıldır yaşadığı o evden gidiyor. Başka soğuklara, başka evlere, üniversite koridorlarına, ateşli devrimcilerin yumruklarını sıkıp haykırdıkları eylem kalabalıklarına, aşka, kendini bulmaya, var etmeye ve hayal kırıklıklarına. Büyümek deniyor buna.  Ama Figen Şakacı’nın da dediği gibi canı çıkıyor Hayriye’nin. Yutuyor dünya onu....

Toplam 9 sayfa, 3. sayfa gösteriliyor.12345...Son »