Gazeteci, Okur, Yazar İşleri
Şiirden soğudum, nedenini bilmiyorum

Şiirden soğudum, nedenini bilmiyorum

ahmett-3E65-2469-3349İlginç bir okuma hikâyesi var Ahmet Hakan’ın. Gözünü açtığı ilk kitaplıkta sadece dini bilgiler ve hidayet romanları var. Yani kendi deyişiyle “tek taraflı” bir kitaplık. Ahmet Günbay Yıldız, Hüseyin Karatay, Şule Yüksel Şenkal, Hekimoğlu İsmail gibi yazarların kitaplarını okuyor önce. Sonra komşularının kitaplığında keşfediyor; Aziz Nesin, Nâzım Hikmet, Rıfat Ilgaz’ı… “Diğer tarafı da keşfedince ne hissettiniz” diye soruyorum. “Çok anlamlandırdığım bir şey değildi galiba, çok şaşırtmamıştı beni nedense. Herhalde bizim evdeki kitaplığın da tek taraflı olduğunun farkındaymışım. Dolayısıyla ‘Aman Tanrım, böyle de kitaplar varmış’ demedim.”

Anadolu’nun farklı illerinde geçen çocukluğunda okul kütüphanelerinin de okuma hikâyesine katkısı var. Edebiyata meraklı, okuyor. Balıkesir’e gelen Mavera dergisini takip ediyor. Birgün Dostoyevski’nin Suç ve Ceza romanıyla ilgili uzun uzun yazılara rastlıyor. Merak edip Suç ve Ceza’yı alıyor…

Etkilendiniz mi?
Acayip şaşırdım. Çok çarptı. Raskolnikov karakteri beni çok etkilemişti. Tanrı var mı yok mu meselesi mesele edinilir ya. Bana çok farklı gelmişti. Hemen Dostoyevski’nin diğer kitaplarını ve diğer Rus yazarları okumaya başladım.

Yazıyor muydunuz peki o sırada?
O dönem evet. Hikâye yazmaya, edebiyatla profesyonel olarak ilgilenmeye çalışmıştım. Ankara Edebiyat Fakültesi’nde olan ve yazıp çizen biri vardı. Ona yazmaya karar verdiğimi söyledim, o da bana “O zaman çok okuyacaksın” dedi.  “Ne okuyacağım” diye sordum, “Bütün Türk edebiyatını” dedi. İşte o zaman profesyonel bir merak ve ilgiyle okumaya başladım. Yusuf Atılgan, Tarık Dursun K. , Pınar Kür, Mustafa Kutlu… Hep hikaye okuyordum. İyi, kötü hepsini…

İşte ben böyle yazacağım dediğiniz birileri oldu mu?
O kadar çarpan olmadı ama Julio Cortazar’ın Mırıldandığım Öyküler kitabı beni çok etkilemişti. Dilini, sesini çok sevmiştim. Ama böyle yazacağım dediğim biri olmadı.

Yazmaya başladınız mı peki?
Yazdım. Yedi İklim adında bir dergi vardı, birkaç tanesi orada yayımlandı.

Siz ağırlıklı olarak hikâye okuyorsunuz sanırım…
Romanı nadide bir eser olursa, hararetli bir tavsiyeye maruz kalmışsam okuyorum. Çok roman var çünkü. Ben daha çok eski romanları okuyorum. Köşe yazısı yazarken Türkçe kullanıyoruz sonuçta ve dili geliştirmek açısından eski romanların çok faydası olduğunu düşünüyorum. Mesela Refik Halid Karay, Reşat Nuri Güntekin, Kemal Tahir, Orhan Kemal gibi. Bu isimler bizim dilimizin malum zenginliğini en iyi şekilde ortaya koyan romancılar. Mesela Refik Halid Karay’a hayranımdır.

Orhan Kemal, Reşat Nuri Güntekin yine duyuyoruz ama mesela Refik Halid Karay ismini özellikle gençlerden hiç duymuyoruz. Ve hatta yetişkin okur kitlesi için de unutulmuş bir yazardır. Bunu bir sorun olarak görüyor musunuz?
Evet, doğru. Ama ben bunlar üzerine kafa yormuyorum. Bencilce, kendi açımdan bakıyorum olaya. Ama evet, bunlar sorun. Ama gençler ne okuyor diye düşünmüyorum, ne istiyorlarsa okusunlar, bununla mücadele edecek takatim yok.

Türk edebiyatının kült yazarları bunlar. Bugün bir Orhan Kemal, Refik Halid Karay okumayanlar ve hatta tanımayanlar arasında roman yazarı da çıkacak…
Evet, haklısınız. Bir Orhan Kemal okumadan roman yazılmaz, Karay okumadan Türkçe iyi kullanılmaz. Romandan soğumamın nedeni sade suya tirit romanlar çıkıyor olması zaten. Büyük bir sorun bu.

Yazıya tekrar dönelim; yeniden yazmayı düşünmez misiniz?
Ben bu konuda galiba biraz radikalim. Çünkü adanmak gerekir diye düşünüyorum. Belki biraz daha zamana ihtiyacım vardır. Roman yazmak iddialı bir iş, gereklilikleri var. Onun gerektirdiklerini yerine getirmeden roman yazmayacaksın.

Anı kitapları okur musunuz?
En sevdiğim anı kitaplarından biri Refik Halid’in Minelbab İlelmihrab kitabı. Çok değerli bir edebiyat eseri ve aynı zamanda o dönemin atmosferini anlatan çok güzel bir kitaptır. Mesela on yıllık süreç içerisinde değişen âdet ve gelenekleri karşılaştırarak yazmış. İttihad ve Terakki dönemine dair yazılmış anı kitaplarını severim. Dönemin gazetecileri, yazarları, siyasetçilerinin hayatlarını anlatan kitaplar. Evet ama biliyorsunuz Türkiye’de pek anı kitapları yazılmaz. Daha doğrusu yazılmazdı fakat son yıllarda bir şeyler oldu ve anı kitapları yazılıyor.

Galiba özellikle de siyasî anıları…
Dışavurumcu değildir bizim siyasetçilerimiz.  Sır kapsamında siyasi nedenleri de var tabii. Özel hayatlar açılmaz. Kültürle ilgili bir şey galiba bu, politikayı algılayışla ilgili. Çok içe kapalıyızdır. Mesela romancılığın bizde çok geç gelişip, Batı’da daha erken gelişmesi Hıristiyanlıkta günah çıkarma ile açıklanır. Günah çıkarmak hikâye anlatmak demektir. Sürekli anlatıyor, özetliyorsunuz hayatınızı. Onlar günahlarını anlatıyorlar, yani hikâyelerini anlatıyorlar. Müslümanlıkta böyle bir şey yoktur.

Bizde durum nedir?
Biz örteriz, anlatmayız… İbadet ederken de günahlarımı affet deriz. Hikâye anlatmayız. Onlar anlatıyor ama daha küçücük çocukken anlatıyor. Biz de roman değil şiir gelişmiş. Yani hikmetli söz söylemek…

Siz sever misiniz şiir?
Şiirden soğudum. Nedenini bilmiyorum. İkinci Yeni’yi severim. On-on beş sene önce artık iyi şiir yazılmadığı kanaatine vardım.

Bir ara Türkiye’den Nobel edebiyat adayı gösterilecekse bu bir şair olmalı, Türkiye’de en güçlü ve eski edebiyat türü şiirdir denmişti. Katılır mısınız?
Güçlü değil ama yaygın diyebiliriz. Yaşayan en büyük şair kim diye sorsanız, olsa olsa İsmet Özel olabilir.

Siyaset ya da düşünce dünyasından kimlerin anı ya da söyleşi kitabının yapılmasını isterdiniz?
Mesela Şerafettin Elçi’yle yapılmasını istemiştim, yapılmış da ama çok hoşuma gitmedi. Daha kapsamlı bir kitap yapılabilirdi.

Basın tarihimize ilişkin anı kitaplarında da eksik var sanırım…
Çok böyle kuru, akademik dille yazılmamış, sayıları çok fazla olmayan kitaplar var. Malik Yolaç var mesela…  Babıali’nin eski gazete patronlarından. Eski Akşam gazetesinin sahibiydi.  Milletvekilliği ve bakanlık da yapmıştır. Medya patronuyken her şeyini kaybediyor. Mesela onun anılarını yazması lazım, onunla ilgili bir kitap olması gerek. Neden onunla hiç ilgilenilmiyor, anlamıyorum. Bir de gazete tarihi kitapları var; Cumhuriyet’in, Milliyet’in Sabah’ın, Hürriyet’in tarihleri… Gazetecilerin anıları var. Ahmet Emin Yalman’ın anıları var mesela. Onun batılı bir tarafı var, liberal biri, o yüzden de dışavurumcu bir tarafı var. Yakın Tarihimizde Gördüklerim ve Geçirdiklerim diye bir kitap. Çok güzel bir kitaptır, her şeyi anlatmış tanık olduğu yıllarda.

“Kitaplarla kaçıyorum”
Son zamanlarda neler okudunuz?
Arnaldur Indridason’ın Sesler kitabı var, onu beğendim yakın zamanda. Polisiye sevenler için çok güzel bir kitap.

Polisiye seviyorsunuz?
İyi polisiye örnekleri okuduğum zaman mutlu oluyorum. Mesela Patricia Highsmith’in bütün romanlarını okumuşumdur. Ripley serisi çok güzeldi. Indridason da Highsmith de has edebiyatçı aslında. Polisiye türünün kalıplarına teslim olmadan yine iyi bir edebiyat eseri okuyorsunuz. Sadece cinayetin failinin bulunması üzerine kurgulanmış polisiyeleri sevmiyorum. Agatha Christie mesela…

Her gün elinizden bir kitap geçer mi?
Pazartesi ve çarşamba günleri hariç evden çıkmıyorum, evde okuyup yazıyorum. Mutlaka da bir şeyler okuyorum.

Okumak için bekleyen kitaplarınız var mı?
Okumam gereken kitapları alıp biriktiriyorum. Üç dört günlüğüne yurtdışına gidiyorum ve orada bütün o yanımda götürdüğüm kitapları okuyorum.  Şehri geziyorum, kafesine gidip okuyorum, otele gidip okuyorum. O şekilde kapanıyorum. Kitaplarla kaçıyorum. En son Madrid’e gittim ve Hamdi Koç’un yeni romanını okudum.

Herkes çok beğenmiş romanı…
Ben onun bütün kitaplarını okudum, diğer kitapları daha iyiydi, mesela Melekler Erkek Olur kitabı çok iyiydi. Ben onun dilini, akıp giden sesini çok seviyorum.

Okur hayatınızda unutmadığınız, sizi okumaktan dolayı mutlu eden kitaplar hangileri?
Suç ve Ceza, Tutunamayanlar ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü…

Kitaplığınızda Gezi kitapları var mı?
Var tabii, olmaz mı… Çoğunu okudum hatta.

Daha hareketin ikinci haftasında gezi kitapları çıkmaya başlamasının nedeni neydi?
Gezi hareketine katılan insanların hepsi kitap okuyan insanlar. Hareket çok enteresan, çokkatmanlı bir hareket. İnsan da bunları bir toparlamak lazım hissi uyandırıyor. Tabii durumdan fırsat yaratmaya çalışan özensiz kitaplar da var. Ama ben bu kitapların olmasını destekliyorum.

RADİKAL KİTAP

Kimdir?

1979. İstanbul. Ağırlıklı olarak kültür- sanat alanında gazetecilik yapıyor. Yayımlanmış üç kitabı var.

Sosyal Medya