Gazeteci, Okur, Yazar İşleri
Posts Tagged Radikal Kitap
‘Ben’ demenin cevabı edebiyatta yatıyordu

‘Ben’ demenin cevabı edebiyatta yatıyordu

FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

Almanya’da bir kütüphaneye sadece mayosu ve koca sırt çantasıyla giren bir çocuk… Kitaplarını seçiyor, çantasına dolduruyor ve daha sonra bisikletine atlayıp doğru havuza gidiyor… Havuza ya da okula gitmediği zamanlarda da yine o kütüphaneye kapanıyor. Henüz sadece 9–10 yaşlarında… Ben şaşkınlıkla dinleyip kütüphanede mayolu çocuğu hayal etmeye çalışırken “Kimse kütüphaneye sadece mayosu ile...

Kitap alamadığın zaman iyi okur oluyorsun

Kitap alamadığın zaman iyi okur oluyorsun

FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

Yüksel Aksu’nun Çengelköy’deki evinden içeri girdim, birkaç adım attım ve durdum. Tahminimden daha zengin bir kütüphaneye şaşkın şaşkın bakınırken diğer odadan bir ses; “Bak istersen burada da kitaplar var…” Burada dediği yer iki duvarı tavandan yere yine kitaplık; okuma odası. Eski yeni, yayınevi çoktan kapanmış ya da yeni baskı kitaplarla dolu her yer....

Ben aslında yazar olmak istiyordum

Ben aslında yazar olmak istiyordum

FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

Emin Alper… Yönetmen, akademisyen ve edebiyat düşkünü. Hatta öyle düşkün ki sinemaya gönül vermeden önce hayalinde edebiyatçı olmak, romanlar yazmak varmış. Söyleşinin başında geçen haftalarda yayımlanan Yüksel Aksu söyleşisinden konuşuyoruz. Alper “O zamanlar üniversite yıllarım, kitaba yatıracak param yok. Yüksel  Abi’yle bir kitapçıya girmiştik, o bayağı bir kitap aldı, bende para yok, kenarda...

Esas olan anlamak değil sezmektir

Esas olan anlamak değil sezmektir

FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

Daha ortaokuldayken orta boy bir çizgili deftere 100 Türk Şiiri Antolojisi başlığı atıp sevdiği şairlerin şiirlerini yazmaya başlamış. Şair olacağından değil ama…  Zaten vazgeçmiş şair olmaktan. Çünkü İlhan Berk’i, Ece Ayhan’ı, Behçet Necatigil gibi şairlerin muazzam şiirlerini ilk okuduğunda “Benim yazdıklarım şiir değil, şiir olan bunlar” deyip hikâyeci olmaya karar vermiş. O zamanlar...

Bu kitabı öfke ve utançla yazdım

Bu kitabı öfke ve utançla yazdım

Gökçeada’ya hareket ettiğimiz gün telefondaki ses “Orada deprem oldu, dikkat edin” dediğinde Deniz Kavukçuoğlu’nun kitabından bir satır geçti gözümün önünden; “1964 Felaketi.” Asıl deprem 1964’te olmuş ve yıllarca sürmüştü. Bu deprem devletin depremiydi. Devletin adayı millileştirme, Türkleştirme gayesiyle yağmaya, işgale, tacize davetiye çıkarma ve kendi Rum vatandaşlarını doğdukları topraklardan kovması… Gidiş yolunda bunları düşünürken dönüş...

Alper Kamu’nun derdi totaliter kurumlarla

Alper Kamu’nun derdi totaliter kurumlarla

FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

“Pazarlığa açık değilse ruhum, şeytan beş para vermeyeceğindendir; çünkü ben Alper Kamu, gösterişli bir yalan, insanlığın kara yazgısına vurulmuş lanetli bir mühürden başka bir şey değilim.” Bu cümlenin sonuna geldiğimde baştan okuyorum, en başından yeniden düşünüyorum; söyleşiye nasıl bir giriş yazısı yazmalıyım? Sonra okumaya devam ediyorum; “…Bütün aşklar küllenir, bütün babalar ölür, bütün hikâyeler...

İyi edebiyat uyarlaması özgün kitabı unutturandır

İyi edebiyat uyarlaması özgün kitabı unutturandır

FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

Ümit Ünal ve güzeller güzeli kedisi Dudu eşliğinde salona giriyor ve hemen kitapları hızlıca tarıyorum. Aslında yüzlerce kitaptan bahsedemem ama daha ilk bakışta “seçici okur” diye geçiriyorum içimden.  Ümit Ünal bu arada anlatıyor; o da taşınmalar yüzünden çokça kitap kaybetmiş. İzmir’den İstanbul’a geldiğinde kitaplarının büyük kısmını orada bırakmış, bir süre depoda kalan kitaplarını...

Türkçe edebiyatla tanıştım ve…

Türkçe edebiyatla tanıştım ve…

FOTOĞRAF: SİBEL ORAL

Tamam, yazar ama nasıl bir okur Mario Levi? Ona bir mesaj yolluyorum; “Kitaplığınızı karıştırmak ve okur Mario Levi’yle tanışmak istiyorum.” Yanıt: “Ev dağınık ama…” İşime gelir, en azından ben dağıttığımda göze batmaz. Bir pazartesi sabahı kapısını çalıyorum. Levi, beni kendisi gibi yazar olan eşi Ece Erdoğuş, ismini Sait Faik’ten ilhamla alan köpeği Sanço...

Evde kitap aramak bir macera

“İnsanın kendini tanıyamaması da bir ömür sürer” diyor, kitap kapağını kapatıyor ve ses kayıt cihazım durduruyorum. Bunu diyen Boris, ona ses veren ise yazarı Mehmet Güreli. Söyleşimizde kurduğu son cümle bu ama ben o cümleyi bu yazının ilk cümlesi yapıyorum. Nedeni yok. Evet, bu hafta Mehmet Güreli konuğumuz. Yönetmen, müzisyen, yazar, ressam, gazeteci… Benim içinse...

Okumadan önce dinleme hazzıyla tanıştım

Yavuz Ekinci beni arayıp “İstan-bul’dayım müsaitsen görüşelim, akşama Batman’a dönüyorum” dediğinde başına gelecekten haberi yoktu. Buluşmamıza iki saat kala ona azıcık da emrivaki yaparak niyetimi açtım ve soluğu kitapçıda aldık. Aslında en çok hangi yazarlara ilgi duyduğunu ve ilk anacağı kitapları biliyordum. İlk isim Gabriel García Márquez. Yüzyıllık Yalnızlık ise başucu kitabı. Sonra Philip Roth. Ekinci onun en...

Toplam 4 sayfa, 3. sayfa gösteriliyor.1234